Dermatoloji AD, Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Tıp Fakültesi, KAHRAMANMARAŞ
Kaşıntı, birçok dermatolojik hastalığın ana semptomu olsa da bazı sistemik hastalıkların da bulguları arasındadır ve hastaların yaşam kalitesini olumsuz etkilemektedir. Yaygın kaşıntısı olan hastaların yarıya yakınında renal yetmezlik, hepatik kolestaz, polisitemia vera, Hodgkin lenfoması, AIDS, hipotiroidi, hipertiroidi, diabetes mellitus, multiple skleroz gibi sistemik hastalıkların ve solid tümörlerin araştırılması gerekebilmektedir. Dermatolojik muayenesi çoğu zaman normal olan bu hastalarda doğru tanı için iyi bir anamnez, dikkatli ve tam bir fizik muayenenin yanı sıra ayrıntılı laboratuvar testleri gerekebilir. Ayrıca psikiyatrik bozukluklar ve ilaçlar da kaşıntının etiyolojisinde düşünülmelidir. Öte yandan klinisyenler tarafından çok iyi bilinmeyen notaljiya parestatika, brakiyoradyal kaşıntı, postherpetik kaşıntı ve fantom kaşıntıları da gözden kaçmamalıdır. Yaşlı hastalarda, deri kuruluğunun bazı pruritojenik mediyatörlerin üretimini arttırdığı düşünülmektedir. Üremik ve kolestatik hastalarda gözlenen kaşıntının mekanizması hala net değildir. Bunlarda çoğu zaman ancak sebebin ortadan kaldırılması ile tam tedavi sağlanabilmektedir. Bazı hematolojik hastalıkların sadece kaşıntı ile seyredebildiği gözlenebilmektedir. Beslenme bozukluklarında da sistemik kaşıntı bildirilmektedir. Bu farklı hastalıkların herbirinin değişik etiyopatogenezlerle oluşması bunların tedavilerinde de değişik yöntemleri gündeme getirmektedir. Bu hastalıkların bir kısmının tedavisinde rifampisin, kolestiramin, naltrekson, nifedipin, pentoksifilin, aspirin, talidomid gibi ilaçlar, fototerapi ve plazma perfüzyonu gibi yöntemler kullanılabilmektedir. Bu mekanizmaları bilmek şüphesiz sistemik hastalıklara eşlik eden kaşıntının daha iyi ve özgün tedavisini sağlayacaktır.