İzmir Göğüs Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim Hastanesi, Göğüs Hastalıkları Kliniği
Amaç: Kemoterapi alan akciğer kanseri olgularında, serum lipid düzeyi değişiklikleri ve bu değişikliklerle kemoterapiye yanıt arasındaki ilişkiyi araştırmak. Yöntem: Akciğer kanseri tanısı ile cisplatin bazlı kemoterapi rejimine alınmış 51 erkek hastada [yaş:58.76±10.24 (35-77) yıl], serum lipid düzeyleri, kemoterapi öncesi ve iki kür kemoterapi sonrası ölçüldü. Kemoterapiye radyolojik yanıt değerlendirildi. Bulgular: Olguların on dördü (%27.45) küçük hücreli akciğer kanseri (KHAK), 37'si (%72.55) küçük hücreli dışı akciğer kanseri (KHDAK) tanısı aldı. İki kür kemoterapiden sonra, 28'inde (%54.90) kısmi yanıt izlenirken, 23'ünde (%45.10) yanıt alınamadı (Kısmi yanıt, KHAK: %71.42, KHDAK: %48.64). Yaş, evre ve kemoterapi öncesi lipid düzeyleri açısından KHAK ve KHDAK arasında önemli fark saptanmadı. Başlangıç lipid düzeyleri açısından sınırlı ve yaygın evre KHAK grupları arasında önemli fark izlenmezken sadece yüksek dansiteli lipoprotein (HDL) evre 4 KHDAK'li olgularda evre 3 olanlara göre önemli düzeyde daha yüksekti (p=0.03). Olguların tümü değerlendirildiğinde kemoterapi sonrası trigliserid, total kolesterol ve düşük dansiteli lipoprotein (LDL) düzeylerinde önemli artış saptandı (p<0.05). Kısmi yanıtlı olgularda kemoterapi sonrası total kolesterol ve LDL düzeylerinde önemli artış izlenirken (sırasıyla p=0.007, p=0.013), yanıtsız olgularda yalnızca LDL'de önemli artış izlendi (p=0.048). Sonuç: Kemoterapiye yanıtı olan ve tümör kitlesi küçülen olgularda serum kolesterol düzeylerinde artış olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu bulgu, hipokolesteroleminin, akciğer kanserine sekonder bir fenomen olabileceği görüşünü desteklemektedir. Ancak kemoterapinin lipid profili üzerindeki etkilerini ve lipid düzeylerindeki artışın kemoterapiye cevabın bir kriteri olup olamayacağını belirlemek için daha büyük çaplı, kontrollü ve karşılaştırmalı çalışmalar yapılmalıdır.