Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi, Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji AD, Bornova, İzmir
Toplum veya hastane kaynaklı üriner sistem infeksiyonları, yaygın antibiyotik kullanımına neden olan ve sık karşılaşılan infeksiyon hastalıklarıdır. Son yıllarda, hem hastane kaynaklı hem de toplum kaynaklı üriner infeksiyon etkenlerinde antimikrobiyallere karşı direnç artmaktadır. Bu çalışmada 2004'te Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Bakteriyoloji Laboratuvarına gönderilen idrar kültürlerinden soyutlanan etkenlerin dağılımı ve bunların antibiyotik duyarlılıklarının retrospektif olarak incelenmesi amaçlanmıştır. İncelenen 24776 idrar örneğinden 4154 etken saptanmıştır (2129'u yatan hastalarda, 2025'i poliklinik hastalarında). Hastanede yatmakta olan hastalarda en sık soyutlanan bakteri Escherichia coli (% 52.4) olup bunu sırasıyla Klebsiella spp. (% 15.4), Pseudomonas aeruginosa (% 11.2), Enterococcus spp. (% 9.6), Enterobacter spp. (% 4.9), Acinetobacter spp. (% 3.4) ve Proteus spp. (%2.4) izlemiştir. Poliklinikten başvuran hastalarda da E.coli (% 71.5) en sık soyutlanan bakteridir, bunu Klebsiella spp. (% 15.5), Enterococcus spp. (% 3.5), Proteus spp. (% 3.3), P.aeruginosa (% 3) ve Enterobacter spp. (% 2.3) izlemiştir. E.coli kökenleri değerlendirildiğinde beta-laktam/beta-laktamaz inhibitörleri kombinasyonları ile 2.-3. kuşak sefalosporinlere direnç oranları poliklinik hastalarında % 16-18, yatan hastalarda % 21-26.5 arasında olduğu görülmüştür. Aynı kökenlerde amikasine % 0.8-1.4, netilmisine % 2.8-4 direnç saptanmıştır. Yatan hastalardan soyutlanan E.coli kökenlerinin % 24.8'inde, poliklinik hastalarından soyutlanan E.coli kökenlerinin % 17.7'sinde genişlemiş spektrumlu beta-laktamaz saptanmıştır (p<0.001). Bir hastadan vankomisine dirençli Enterococcus spp. kökeni soyutlanmıştır.Yatan hastalardan izole edilen Pseudomonas ve Acinetobacter kökenlerindeki yüksek direnç oranları dikkat çekicidir. Üriner sistem infeksiyonlarında antimikrobiyal tedaviye genelde ampirik olarak başlanmaktadır. Bu nedenle her bölgenin ve hastanenin kendi duyarlılık sonuçlarını belirli aralıklarla izlemesi gereklidir.