Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi, İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji AD, İzmir
Başta hastane ortamında oluşanlar olmak üzere Pseudomonas aeruginosa infeksiyonlarının tedavisi, bu bakterilerin yaygın olarak kullanılan antibiyotiklere çoklu direnç göstermeleri nedeniyle oldukça güçtür. Pseudomonas aeruginosa bakteremilerinin mortalite ve morbiditesi diğer Gram-olumsuz bakterilerle oluşan bakteremilere göre daha yüksektir. Pseudomonas aeruginosa infeksiyonu düşünüldüğünde ampirik antibiyotik tedavisi hemen başlanmalıdır. Ampirik tedavi için yerel direnç oranları bilinmelidir. Bu çalışmada, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nde yatarak izlenmekte olan hastaların, kan ve beyin-omurilik sıvılarından izole edilen P. aeruginosa kökenlerinin, beş yıllık süre içerisinde çeşitli antibiyotiklere karşı direnç durumunun belirlenmesi ve ampirik tedavi için yapılacak girişimlere ışık tutulması amaçlanmıştır. 2000-2004 yılları arasında etken olarak izole edilen 421 P.aeruginosa kökeninin disk difüzyon yöntemi ile antipseudomonal antibiyotiklere direnç durumu, yıllara göre değerlendirilmiştir. Direnç oranı bir bütün olarak incelendiğinde; aztreonam, netilmisin, seftazidim ve piperasilin/tazobaktama direncin 2004 yılında önceki iki yıla oranla artmakta olduğu dikkati çekmektedir (istatistiksel olarak anlamlı değil, p>0.05). Çok sık kullanılmasına rağmen amikasine dirençte azalma görülmektedir. Diğer antibiyotik gruplarına direnç yıllara göre değişmektedir. Sonuç olarak, çok ciddi klinik tablolara yol açan Pseudomonas infeksiyonlarında ampirik tedavi yaklaşımı için yerel direnç oranlarının bilinmesi gerektiği yorumu yapılmıştır.