SSK İstanbul Eğitim Hast. Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları Klin., İstanbul
Laboratuvarda soyutlanan 73 Pseudomonas aeruginosa kökeninde, aynı testte iki güçlü indükleyicinin (sefoksitin ve imipenem) dört hedef antibiyotikle etkileşimi incelenerek, indüklenebilir beta-laktamazların varlığı araştırıldı. Ayrıca, indüklenebilen ve indüklenmeyen kökenlerin zayıf ve kuvvetli indükleyicilere karşı duyarlılıkları disk diffüzyon yöntemiyle belirlendi. İndüklenebilir enzim varlığının tanımlanmasında imipenem kullanılması sefoksitine göre daha duyarlıydı (p<0.001). Kökenlerin %59'unda indüklenebilir enzim bulunduğu ve bunların da %93'ünün imipenem ve sefoksitin ve sefoperazon arasındaki ilişki ile saptanabildiği görülerek, rutin antibiyogramda imipenem diskinin çevresine sefoperazon, sefotaksim, seftazidim ve aztreonam disklerinin yerleştirilmesiyle indüklenebilir kökenlerin en az %93 duyarlılıkla saptanabileceği sonucuna varıldı. İndüklenebilir kökenlerin tümü sefoksitine duyarlı bulunurken, sefoksitine duyarlı kökenlerin hiçbirinde indüklenebilir beta-laktamaz üretimi olmaması, rutin antibiyogram değerlendirilirken, sefoksitine dirençli kökenlerde bu enzimin varlığından kuşkulanılması gerektiğini, sefoksitine duyarlı kökenlerde ise bu enzimin bulunmadığını düşündürdü. Piperasiline duyarlı 51 kökenin hiçbirinde piperasilin/tazobaktam direncine rastlanmaması tazobaktamın indüklenebilir beta-laktamaz üretimine bulunmadığı görüşünü destekledi. İmipenem dışında tüm beta-laktam antibiyotiklere dirençli indüklenemeyen üç (%4) kökenin bulunması, zayıf-labil indükleyiciler olan üreidopenisilinler ve üçüncü kuşak sefalosporinlerin klinikte yaygın kullanımı sonucu yüksek düzeyde ve sürekli beta-laktamaz üreten stabi derepresse mutantların seçilerek yaygınlaşması tehlikesinin Türkiye için de geçerli olduğunu gösterdi.