Gazi Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Mikrobiyoloji ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı, Ankara
Son yıllarda Candidalar ile oluşan kateter infeksiyonlarının patogenezinde slaym faktör varlığından bahsedilmektedir. Stafilokoklar ile oluşan aynı tür infeksiyonlar için rolü olduğu kesinleşmiş ise de aynı mekanizma Candidalar için henüz tartışmalıdır. Biz çalışmamızda slaym faktör pozitifliği açısından Candida türleri arasında ve suşların izole edildikleri klinik yerleşim bölgeleri arasında herhangi bir ilişki olup olmadığını araştırdık. Bu amaçla 100 adet Candida suşunda slaym faktör varlığını test etmek üzere % 8 glikozlu, Sabouraud Dektroz Broth ile safranın boyama yöntemlerini kullandık. 100 Candida suşunun 42 tanesi vajen, 27 tanesi idrar, 11 tanesi balgamdan, geri kalan suşlar entübasyon tüpü, parakolik dren, kulak, gaita, boğaz, sinüs, bronkoalveolar lavaj, kan, cerahat, aspirasyon sıvısı, dren sıvısı gibi çeşitli klinik örneklerden izole edilmiştir. Bunların 75 tanesi Candida albicans (% 75), 13 tanesi Candida krusei (% 13), 6 tanesi Candida kefyr (% 6), 4 tanesi Candida tropicalis (% 4), 1'er tanesi de Candida parapsilosis ve Candida rugosa'dır. Bütün örneklerin 8 tanesinde (% 8) zayıf slaym faktör pozitifliği, 4 tanesinde (% 4) güçlü slaym faktör pozitifliği belirlenmiştir. Slaym faktör pozitif örneklerin 7 tanesi C.albicans (% 9.3), 2 tanesi C.kefyr (% 33), 1'er tanesi C.tropicalis (% 25), C.rugosa (% 100), C.krusei (% 7.6)'dir. C.albicans türü için slaym pozitiflik oranı % 9.3 iken non-albicans türler için bu oran % 25'dir. Örneklerin izole edildikleri yerler açısından farklılık görülmemiştir. Çalışmamızın sonucunda slaym faktörün özellikle non-albicans türler ile oluşan infeksiyonlarda daha önemli olduğuna karar verilmiştir.