Ege University, School of Medicine, Department of Neurosurgery, Izmir, Turkey
Gangliogliomlar ilk kez Courville tarafından 1930 yılında tanımlanan SSS'nin ender tümörlerindendir. Erişkinlerin %0,2-1,3, pediyatrik SSS tümörlerin ise %0,4 ile %7,6'sını oluşturur. Büyük sinir hücreleri ve glial hücrelerden kaynak alırlar. Astrositik komponenti ağırlık kazanmayan tipleri gangliositom olarak adlandırılır. Anaplastik tiplerinde glial hücre komponenti anaplastik değişiklik gösterir. Ganglion hücrelerinin tanısı sinaptofizin boyası ile immünohistokimyasal olarak konur. Lenfositleri andıran koyu çekirdekli küçük hücreler ve kalsosferitler sık olarak damar çevresinde yer alır. Glial komponent belirgin olarak neoplastik ise gangliogliom (GG) tanısı alır. Klinikte epileptik nöbetler, hipotalamik endokrin bozukluklar ve beyin sapı tutuluşu en sık görülen bulgulardır. MRG tetkiki tümörü tanımlamada BT'ye göre daha üstün olarak; genellikle T1'de hipointens, T2'de hiperintens görünümdedir. Cerrahi tedaviye daha yatkındırlar ve bu nedenle de prognozları daha iyidir. Subtotal olarak çıkarılmış GG progresyon gösterdiğinde ya da astrositik komponentinin anaplastik özellik gösterdiği durumlarda radyasyon tedavisi önerilir. Hepsi kliniğimizde opere edilmiş biri pediyatrik yaş grubunda, ikisi anaplastik, immünohistokimyasal olarak doğrulanmış, total 9 gangliogliom olgusu topluca sunulmakta ve literatür eşliğinde tedavi protokolü tartışılmaktadır.