Saygı Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Kliniği, İstanbul, Türkiye
Gereç ve Yöntem: Polikliniğimizde 2004-2005 yılları arasında izlenen erkek olguların yaş, eğitim durumu, alkol, sigara ve kahve tüketimi, beslenme alışkanlıkları, cinsel fonksiyonları, kemiğe toksik ilaç kullanımı, ailesinde ve kendisinde düşük enerjili kırık varlığı sorgulandı. Tam kan sayımı ve ayrıntılı biyokimyasal analizleri ve standart kemik mineral yoğunluğu ölçümleri (DEXA, Hologic) yapıldı. Bulgular: Çalışmaya alınan 55 olgunun yaş ortalaması 61,7 ± 14,69 (yaş aralığı 22-85) idi. Olguların %49,09'u yüksek, %29,09'u orta, %21,81'i ise ilkokul eğitimi almıştı. Alkol kullanmayanlar %78,2, günde bir kadeh kullananlar %5,5, haftada 2-3 kez 1 kadeh kullananlar %3,6 oranındaydı. Sigara kullanmayanlar %89 iken, %7,3 olgu günde 5'e kadar, %3,7'si ise daha fazla kullanıyordu. Günde 3 fincandan fazla kahve tüketenler %3,6, düzenli kalsiyumdan zengin gıda alanlar %69,1, düzenli egzersiz yapanlar %49 oranındaydı. Olguların %40'ında cinsel fonksiyon bozukluğu bulundu. Sekonder hastalık %67,3 olguda belirlenirken bunların %29,1'inde toksik ilaç kullanımı vardı. Ailede kırık hikayesi %10,9 olguda saptandı. Geçirilmiş düşük enerji kırık ise %16,4 oranındaydı. Kemik mineral yoğunluğu ölçümlerinde; total kalça T skoru: -2,19 ± 0,89, lomber 1-4 T skoru: -2,63 ± 0,80 olarak bulundu. Sonuçlar: İleri yaşlarda erkeklerde de osteoporozun mutlaka göz önünde bulundurulması gerektiğini, etyolojik nedenler arasında sekonder hastalıklar ve cinsiyet hormonlarının etkili olduğu ve lomber bölgeyi daha çok etkilediğini söyleyebiliriz.