Kadın Doğum Kliniği, Radyoloji Bölümü, Zekai Tahir Burak Kadın Sağlığı Eğitim ve Araştırma Hastanesi, ANKARA
Amaç: Mamografi, meme rahatsızlığı olan hastaların değerlendirilmesinde özellikle meme kanserlerinde tarama amaçlı kullanılan temel yöntemlerden birisidir.Bu çalışmada amaç, perimenopozal veya postmenopozal dönemde olan, 50 yaş altı veya üstü olmak üzere iki hasta grubunda meme kalsifikasyonlarının yaygınlıklarını tespit etmek ve meme kanseri tanısındaki etkinliğini ortaya koymaktır. Gereç ve Yöntemler: Ocak 2001 ile Ocak 2004 tarihleri arasında hastanemiz menopoz polikliniğine başvuran, premenopozal ve postmenopozal 5052 hastanın semptomatik olup olmamalarına bakılmaksızın mamografileri değerlendirildi. Mevcut kalsifikasyon tipleri, klinik olarak değerlendirme sırasında malign ve benign özellikler açısından 2 gruba ayrıldı, bunların meme kadranlarına ve hasta yaşlarına göre dağılımları belirlendi. Bulgular: Çalışmamıza dahil edilen hastaların yaşları 40 ile 63 arasında değişmekte olup yaş ortalaması 53.3 idi. Hastaların mamografik kalsifikasyonları malign, benign prediktivitesi açısından değerlendirildiğinde dikkati çeken bulgu, 50 yaş altı ve üstü hasta grubunda sağ meme üst dış kadranda görülen kalsifikasyonların malign prediktivitesinin çok daha anlamlı olduğu idi. Sol meme kuyruk bölgesinde, 50 yaş üstü hastalarda malign prediktivite taşıyan kalsifikasyonların daha yüksek oranda saptanabileceği tespit edildi. Sonuç: Mamografide saptanan kalsifikasyonlar genellikle meme kanserinin tek bulgusu olduğu için mamografi çekimi yapılan cihaz, filmin çekilmesi ve değerlendirilmesi işlemi optimize edilmelidir. Özellikle 50 yaş üstü ve postmenopozal hasta grubunda mamografi değerlendirmesi altın standarttır, mamografinin sensitivitesi, ileri yaşlarda, dansitenin azalıp yağ içeriğinin artmasına bağlı olarak artmaktadır. Bazı benign kalsifikasyonlar malign olanlardan çok net ayrılamazsa da benign kalsifikasyonlar için uygulanan biopsiler mammogramların daha dikkatli değerlendirilmesi ile azaltılabilir.